Parmakkaya Güney Yüzü Tırmanışı

Parmakkaya (2900m.) Güney Yüzü ( 1971 Rotası) Tırmanış Raporu

Tarih: 14-15 Eylül 2016

Ekip: Şevki Kandır, Murat Büyükbıçakcı

Kamp Yeri: Koca Dölek Kamp Alanı

Su Durumu: Kamp alanında mevsim itibariyle su bulunmamaktadır

Teknik Malzeme: 60 metre ip ( Çift İp), yeterli perlon, 8-10 sikke, express set,1 stopper set,1 friend set ve diğer yardımcı malzemeler

Hava: Tırmanış günü sabah saatlerinde açık ve güneşli, dönüş süresince kapalı ve bulutlu

Rotanın Zorluk Derecesi: D, V/VI derece boşluklu kaya tırmanışı /Alpin Spor

İlk Tırmanış: John Waterman, Dennis Mehmet 21 Haziran 1971

İlk Kış Tırmanışı: Murat Kandi, Ayşin Özer 12 Şubat 2000

Rotadaki Riskler: İnişte ipin istasyonda dolaşması ve gelmemesi.

Süre: Tırmanış başlangıç 06.00 / Bitiş 13.30 ( Kamp alanından ayrılış ve kampa varış).Rota altından başlangıç 08.30, zirve 10.30.

Tavsiyeler: Rota, üzerindeki sikkeler dolayısı ile tamamen alpin spor bir hal almıştır. Ara emniyet kullanımı açısından büyük boy takozlar uygun olmakla birlikte emniyet noktaları ve sabit istasyonlar rota üzerinde mevcuttur. Rota ile ilgili en önemli nokta dönüş sürecinde iniş istayonunda ipin dolaşması ve alt istasyona ipin gelmemesidir. Önlemek amacı ile iniş sırasında ipin durumu ve konumu iyi ayarlanmalı ve kontrol edilmelidir.

Birkaç zaman öncesi….

Aladağların bendeki ilk yılları…Henüz kör, karanlık ve büyük bir deniz olduğu zamanlar…Belki hala öyledir, kimbilir…Akşam pınarında bir tırmanış dönüşünde rastlaşıyoruz Parmakkaya’nın kendisi ile.Önce şaşkınlık ve bir düşünce hali bende, sonrasında akıl yürütmeye dönüşüyor…Muazzam oluşum ve heybeti karşısında uzun uzun seyre dalarak tatlı patika üzerinde yanından derin derin uzaklaşıyorum.Sonrası farklı olmuyor…Aladağlar ziyaretleri sıklaştıkça her bir karşılaşmamızda bir selamlaşıp hal hatır soruyoruz birbirimize… Onda değişen bir şey yok bende ise fazlası ile oluyor…Her buluşmamız öncekinden farklı bir hal alarak bende yoğun bir şekilde “onun” hakkında daha fazla bilme isteği ve “onu” daha fazla tanıma arzusu ortaya çıkartıyor. Bir saplantıdan ziyade duygusal ve zihinsel bir yoğunluk olarak devam ediyor Parmakkaya içimde…Gökyüzünden atılan büyük bir mızrağın vadinin ortasına saplanması gibi mıhlanıyor fikri zihnime ve beynimin tam ortaya yerine…Yıllandıkça yıllanıyor…Her Aladağlar tırmanışında depreşen bir bir hal alarak derinleşiyor…

Rotanın Tanımı

Rotanın genel seyri – Kovuk İstasyon – Setli Bölüm ( Baba) – Kilit etap ve zirve

Direktaş vadisi içerisinde yer alan Parmakkaya, toplam üç ip boyunda ve üzerinde çakılı sikkeler sebebi ile zamanla alpin spor rota tarzına yaklaşmış bir kaya rotasıdır. Rotanın tabandan yüksekliği ortalama 130 metredir.Kaya genellikle sağlam,boşluklu ve iğneli bir yapıya sahip olmakla beraber çürüklük bir iki yer haricinde bulunmamaktadır.

Koca dölek kamp alanından Akşam Pınarına giden patika takip edilerek rotanın başlangıç noktasına dik ve çarşak hatlar tırmanılarak ulaşılabilmektedir. Rota alt bölümünde duruma ve tercihe göre uygun kamp ve bivak yeri bulunmaktadır.

Tırmanış

Şevki’nin Amerika tırmanışı hazırlığı ve benim uzun bayram tatilinin en azından bir bölümünü değerlendirme planım, Parmakkaya tırmanışı fikrinin ortaya çıkmasına sebep oluyor…Bayram ziyaretlerini sattıktan sonra geleneksel buluşma noktamız Burhaniye metrobüs durağının kuytu alt köşesinde akşamın inmesinden az önce Şevki beni alıyor ve uzun araç yolculuğumuzu başlatıyoruz…İlkin hızlı ve ateşli başlayan sohbetin alevleri ilerleyen kilometreler ile birlikte hareretinden kaybediyor…Sesler azaldıkça cümle araları uzuyor…Uzayan aralara esnemeler, gerilmeler eşlik ediyor.Kısa bir benzinci molası ve arkasına sıkıştırdığımız şekerlemeler ile yolu nihayet tamamlıyoruz.Yeniden Niğde’de olmak güzel….

Kahvaltı ve kısa hazırlığımızı tamamladıktan sonra Çukurbağ ve oradan Sarımemet’teyiz…Planımız aracın altını yolda bırakmadan çıkabileceğimiz kadar üst bölüme çıkmak…Sağlı sollu dikkatle ilerliyor ve ormana oldukça yakın bir yere aracımızı bırakarak hazırlığımıza başlıyoruz. Akşam pınarında suyun olmadığını düşünerek yanımıza bolca su alıyor ve kamp yükümüzü sırtlanarak yola koyuluyoruz.Hava açık,sessiz ve sakin…Koca dölek kamp alanına bir buçuk saatlik bir yürüyüş ile ulaşıyor ve kampımızı kuruyoruz.

Parmakkaya – Akşam Pınarından görünüm

Vakit bolluğu ile biraz yürüyüş ve ardından çay-kahve faslını başlatıyoruz…Sohbet sohbeti açıyor, esrarengiz olaylar ve gerçeküstü hikayelerin kıyılarında dolaşıyoruz. Şevki mağaracılık anıları ve kör, karanlık kuytularda karşılaştığı bir kaç ilginç yaşanmışlığı menkıbe tadında anlatıyor…

Akşam pınarının üst tarafında kupkuru bir akşam üzeri çepeçevre sarılmışlık hissi içerisinde bilinmez boyutlara yolculuk yapıyoruz. Hikayelerin en debdebeli ve esrarengiz yanlarında Şevki kesmek isterken benim üstelemelerim ile anlattıkça anlatıyor…O sustukça ben soruyorum ve söyledikçe derinleştiriyoruz konuları…

Akşam ağırdan iniyor her bir köşesine Aladağların…Perdeler çekiliyor ve kızıllık cümbüşü her yanı sarıyor.Artık kampa dönüş vakti…Sallana sallana geliyoruz çadıra, aklım konuştuğumuz hikayelerde.Şevki tek kalemde tuluma giriyor daha beşinci dakikasında horlaması vadiye yayılıyor…İçimden “hikayesinin de gizemininde” diyerek kafama tulumu çekiyorum.Gece zifiri karanlık ortalık simsiyah…Aydan eser yok, çıt çıkmıyor..Şevki’nin dışında gecede tek nota ses yok…Tulum göz seviyemde zerre uyku yok bedenimde, etrafı süzüyorum ince ince…Zihnimin oyunları ile uğraşıyorum…Çadıra yaklaşan karartılar,garip şekiller ve ürperten gölgeler…Çadır tavanını seyrederken kulağımda nabız atışım, bu gece bitmez diyorum içimden…”Hay hikayesine” diyorum tekrardan…

Nasılsa dalıyorum uykuya epey bir zaman sonra …Saat 05:00’de saatin bağırması ile ayaktayım…Şevki dipdiri ve deliksiz bir şekilde “günaydın” çekiyor…benim cevabım onunkinin yanında oldukça sönük kalıyor…

Keyifsiz ve kuru bir kahvaltı sonrası rota için saat 06:00’da yola koyuluyoruz…Ay’ın bize uğramaya niyeti yok.Karanlıkta ilerliyoruz.Yaklaşık 07:30 civarında rotanın girişindeyiz…Vakti bol olarak değerlendirip biraz ağırdan alıyoruz. Kuşanma ve atıştırma faslından sonra kalan malzemeyi rota altında bırakıyoruz…En başında elimizde iki yarım ip olmadığından iki farklı ip ile tırmanarak – tek ip çantada- diğer ipi iniş sırasında kullanma kararı almıştık ve buna uyarak tırmanışa başlıyoruz.

I.İp boyu ( V+,35 mt) : Kısa yükseldikten sonra sikkeler ile karşılaşmaya başlıyoruz.Her 3-5 metrede yer alan sabit sikkelere girerek ilk istasyon olan “kovuk istasyona” ulaşıyoruz. Burada istasyon askı ve üç sabit sikkeyi kullanıyoruz.

Kovuk İstasyon ve ilk ip boyunun sonu

2.İp boyu ( VI-/VI,40-45 mt) : Sürtünmeyi azaltmak için genel olarak ekipler “kovuk istasyon” sonrası istasyonu sağda yer alan kum saatine taşıyor. Biz istasyonu taşımadan direk devam etme kararı alıyoruz…Sağa yan geçişte slap yüzeyi kıt tutumak/basamakları kullanarak geçiyoruz.Üst taraf rahatlayarak devam ediyor. Burada raporlarda belirtilen sağ ve sol çatlak tercihi yaparak devam etmek gerekiyor. Sol çatlak hattını tercih ederek devam ediyoruz. Rota üzerinde bol sikke mevcut ve ara emniyet imkanı rahat.Setin üzerinde ve kaya babasının yanında istasyonu kuruyoruz.

3.İp boyu ( VI/VI+,40-45 mt) : Kilit etabın bulunduğu ip boyundayız.Bu bölüm kilit etabın altında askı istasyon ile ikiye de bölerek devam edilebiiyor. Biz direkt olarak set üzerinden devam ediyor ve etabı geçiyoruz. Tüm rotada olduğu gibi bu bölümde de kısa aralıklar ile sikkeler mevcut…Özellikle kilit bölüm öncesi ve üst tarafta sikkeler mevcut.

4.İp boyu ( III+/IV,10-15 mt) : Kilit etap sonrasında yatık ve rahat set üzerinden zirveye yürüyoruz.

Set üzerinde İstasyon – Baba- Kilit etap

Hava kararmaya başlarken hızlanmamız gerektiğini anlıyoruz.Bulutlar ve rüzgar…Artık yağmur’a az bir zaman kalıyor…Tırmanırken çantada küfrederek tuttuğumuz ikinci ipi artık ortaya çıkartıyoruz.Zamanı gelmişti…Plana göre iki seferde aşağıda olacağız ve Parmakkaya tırmanışının en can alıcı ve önemli noktasına gelmiş bulunuyoruz. Aşağı istasyona inişte ipin takılmaması ve gelmesi gerekiyor…

Kısa bir hazırlık ve hızlı iniş sonrası bir alt setteyiz…İniş en az tırmanış kadar keyifli…Yüksek boşluk hissinde tüm Direktaş vadisini slap yüzey yanağınızda tabanınızda hisssetmek güzel bir duygu…Ve artık ipi çekme seramonisindeyiz…Ellerimizi sıvayarak ipe asılıyoruz ve sonrasında kısa bir an içerisinde göz göze geliyoruz Şevki ile…tekrar bir deneme ancak sonuç aynı…Bakışlarımızı uzuyor.Şakadır diye söyleniyoruz ve sonrası bir hamle daha…Olmuyor ve ip gelmiyor…Hava kapadı ve ensemizde…Yeniden tırmanmak fikri ürkütücü…Kısa bir mola ve düşünme faslı…

…Umutsuz bir şekilde, biraz daha gayretle bir kez daha deniyoruz ve gevşer gibi oluyor,hiç bırakmadan daha fazla aslılarak – balıkçı misali – ipi aşağı alıyoruz. Yüzler gülüyor ve mutluyuz.Alt istasyonda ip düğümünü daha aşağıda bırakarak ve dikkatle hareket ederek inişi gerçekleştiriyoruz.Hızlıca kampa yöneliyoruz…

Parmakkaya zirve…

Plan yolda şekilleniyor ve günün geri kalanını kurtarmak adına kampı toplama kararı alıyoruz.Bir sonraki gün Kazıklı planımız yağmura bağlı hale geliyor…Henüz ıslanmadık ve kuru bir haldeyiz.Kısa dinlenme ve kampı toplama sonrası hava bizi tereddütte bırakıyor…Ormanın altında bıraktığımız araca ıslanmadan kendimizi atarız diye düşünüyoruz ki,yanılmışız…Yolda sağanağa yakalanıyoruz ve ağaç altına ilişmeye çalışıyoruz…Yağmur son damlasına kadar hücrelerimizde…Kıvrıldık bekliyoruz ancak nafile yağmur bitmek bilmiyor, araç uzağımızda.Az biraz bekledikten sonra Emli ormanından koşar adım dümdüz inmeye çalışıyoruz, yağmur artık pek umrumuzda değil…Birden koyun sürüsü içerisinde buluyoruz kendimizi.Koyun sürüsünün olduğu yerde çoban köpekleri geliyor aklımıza ve çok geçmeden azman iki tane aslan yavrusu ile burun buruna buluyoruz kendimizi…Köpekler burunlarından solur halde üzerimize gelirken ben çekimser kalıyorum ve kımıldamıyorum. Şevki kılıcını çeken kara şovalye misali batonları alarak köpeklerin üzerine dehşetle yürüyor…Yırtıyoruz diye düşünürken Şevki’nin gölgesinden ayrılmıyorum…

Aracı gördüğümüzde sırılsıklam olmuş halde çok seviniyoruz…Hızlıca eşyaları tıkıyoruz ve yola koyuluyoz.Yağmur buram buram devam ediyor ve Kazıklı’da tırmanış planı rafa kalkıyor…Hedefsiz ve plansız bir şekilde Çamardı’na doğru yola koyuluyoruz.Geyve,Karakayalar yada Ballıkayalar…”Bir yola koyulalım, bakarız ve karar veririz” diye düşünüyoruz…

Güzel bir esnaf lokantasında yağmur altında bomboş Çamardında kendimizi yemeğe veriyoruz…Ortalığı sel götürecek şekilde yağmur devam ediyor, zerre azalma yok.

…Ankara’dayız, hava hala yağıyor ve karar veremedik…Derken ”Yürü hacı yürü” diyoruz birbirimize.Ballıkayalarda güzel bir sabah kahvaltısı sonrasında uzun bir tırmanış günü…Daha ne olsun diyoruz…

Sabah 09:00’da ballıda ve mükellef kahvaltının başındayız…Az biraz yol yorgunuyuz…Ama tırmanış ve tırmanış…Aladağların sonrasına konan bir Ballı günü farklı ve sıradışı oluyor.Eve bir tırmanış günü kadar sıcak ve yakınız…Parmakkaya’nın tatlı yorgunluğu ve Ballı’nın ince antrenmanı ile bayram macerasının sonuna geliyoruz…

Tırmanışla kalın

Murat BUYUKBICAKCI

buyukbicakcim@yahoo.com